ŞİİRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞİİRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

GÖRÜNTÜLÜ ŞİİRLER


MEHMET AYCI - ÇİZGİ FİLM 





HASAN ÇAĞLAYAN - NUREFŞAN 




HÜSEYİN KAYA- YASTIK KENARI





Hürriyet’e Doğru


Gün doğmadan,
Deniz daha bembeyazken
çıkacaksın yola.
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında,

İçinde bir iş görmenin saadeti,
Gideceksin;
Gideceksin iri pınarların çalkantısında.

Balıklar çıkacak yoluna karşıcı;
Sevineceksin.
Ağları silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul.

Ruhları sustuğu vakit martıların,
Kayalıklardaki mezarlarında,

Birden,
Bir kıyamet kopacak ufuklarda.

Deniz kızları mı dersin,
kuşlar mı dersin;
Bayramlar seyranlar mı dersin,
şenlikler cümbüşler mi?

Gelin alayları, teller,duvaklar,
Donanmalar mı ?

Ne duruyorsun be,
at kendini denize;
Geride bekleyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun,
her yanda hürriyet;

Git gidebildiğin yere.


Orhan Veli Kanık

--------------------------------------------------------------------------------------------

ŞİİRLER

                    KALDIRIMLAR I

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık.
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn-cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor,
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler,
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor.
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş insanların annesi,
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi,
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir insandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta.
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta,
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin,
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler...
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin.
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim!
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim.
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya,
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya.
Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi.

                                              NECİP FAZIL KISAKÜREK

 * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
                   OTUZ BEŞ YAŞ

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
                            
                                                       CAHİT SITKI TARANCI

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

                    DAVET


Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!

                                                      NAZIM HİKMET RAN